Mardin

MARDİN NEREDEDİR? Mardin ili Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Dicle Bölümü’nde yer...

MARDİN NEREDEDİR?

Mardin ili Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Dicle Bölümü’nde yer alır. Suriye ile sınır komşusudur. Güneyinde Suriye, batısında Şanlıurfa ili, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman illeri, kuzeydoğusunda Siirt ili ve doğusunda Şırnak ili bulunur.

MARDİN HAKKINDA

Mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, ilde beş han ve bir kervansaray mevcuttur.

Mardin ismi hakkında değişik rivayetler vardır. Kelimenin Farsça, Yunanca, Arapça ve Süryanice olduğu söylenmektedir.


MARDİN TARİHİ

Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya bölgesinde, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir.

M.Ö.4500′ den başlayarak klasik anlamda yerleşim, gören Mardin, Arami Süryani öz yeridir. Arami/Süryani Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitanniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı Dönemi’ne ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

MARDİN İKLİMİ

İl genelinde karasal iklim özellikleri görülmektedir. Kış ayları soğuk geçmektedir. Yaz aylarında güneyden gelen çöl iklimi etkisi altında olduğu için kurak geçer. Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde Akdeniz iklimi özellikleri de görülür. Ortalama en yüksek sıcaklık 35.3° derece ile Temmuz ayında, ortalama en düşük sıcaklık 0.7° derece ile Ocak ayında görülür.
Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı ve soğuktur.


Mardin Tanıtım Videosu – www.tatilsirlari.com tatilsirlari

MARDİN COĞRAFYASI

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Mezopotamya havzasında bulunan Mardin, güneyinde Suriye, doğusunda Şırnak ve Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, Batısı Şanlıurfa ile çevrilidir.
Mardin dağlarının, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin yörelerine sokulan yüksek kesimlerinde, Meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanır.

MARDİNDE NE YENİR?

Mardin’in çok özel yöresel yemekleri mevcuttur. Özellikle kıbbe, çiğ köfte, keşkek, zerde, cevizli sucuk, helva çeşitleri, cevizli tatlılar yenebilir.

Mardin’in kendine özgü yemekleri, yörede yetişen bitkilerin yardımı ve yaşam tarzının belirleyiciliğiyle geleneksel bir boyut kazanmıştır. Mardin mutfağının zenginliği, gelmiş geçmiş uygarlıkların kültür birikimleri ve yöre halkının medeniyetteki değişim sürecinde kendilerini yenilemedeki yetenekleri ile açıklanabilmektedir. Çeşitli dinlerin dinsel törenleri için hazırlanan yemekler, düğün, doğum ve ölüm sonrası geleneksel günler ve ayinler için özel olarak yapılan hayır yemekleri, yöre mutfağını oluşturan ögelerden bazılarıdır. Yöreye has baharatlar kullanılarak lezzeti arttırılan geleneksel yemekler arasında, ikbebet (içli köfte), semburek, ırok, kibe, kitel raha, kuzu çevirme, kaburga, lebeniyye, ve zerde sayılabilir.

MARDİNDEKİ TURİSTİK YERLER

Mardin Kalesi
10. yüzyılda Hamdaniler tarafından inşa edilen kale, 1 km. uzunluğunda, 30-150 m. genişliğindedir. Çeşitli zamanlarda Mardin’e uğrayan gezginlerin verdikleri bilgilerden kalede çok sayıda yapı olduğu anlaşılmaktadır. Mardin’e hâkim bir manzaraya sahip kalenin bir başka özelliği de, doğal kaya üzerine çok az eklentilerle müstahkem bir hale getirilmiş olmasıdır.

Fatih Kalesi
Ömerli’nin 8 km. güneydoğusunda, Beşikkaya köyü yakınındadır. Kalenin bulunduğu yer aynı zamanda eski bir yerleşim bölgesidir.

Rabbat Kalesi
Derik ilçesinin 15 km. batısında, Hisaraltı köyü sınırları içindedir. Köyün kuzeyinde yer alan dar bir vadide yükselen bir tepenin üstünde kurulmuş olan Rabbat Kalesi, Artuklu devrinin en büyük eserlerinden birisidir.

Merdis Kalesi
Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzey doğusunda Eskihisar köyünde yer alan Marin Kalesi, eski Merdis şehrinin içinde yüksek bir kayalık üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin çevresi yaklaşık 1500 m. olup, 12 kule ile desteklenmektedir. Kalenin kimler tarafından yapıldığını gösterir herhangi bir buluntu yoksa da, inşa tarzı Bizans yapımı olduğuna işaret etmektedir.

Aznavur Kalesi
Nusaybin ilçesinin 14 km. kuzey doğusunda yer alan Aznavur Kalesi, geniş bir vadide yükselen iki tepe üzerinde kurulmuştur. 970 yılında Abdullah Bin Hamdan tarafından inşa ettirilen kale 400 m. uzunluğunda ve 30-60 m. genişliğinde olup, 14 burç ve 2 gözetleme kulesi ile tahkim edilmiştir.

Şeyh Çabuk Camii
Cumhuriyet Alanındadır. 15. yüzyıla tarihlenen yapının ana mekanı çarpık bir plana sahiptir. Bahçesine basit, sivri kemerli kapıdan, ana mekana ise kuzeybatıdaki kapalı bölümden girilir. Güneyinde türbe ya da zikir yeri olduğu düşünülen çapraz tonozlu mekan yer alır.

Hamit Camii
Savur Kapısı’na giden yol üzerindedir. En erken 15. yüzyıla tarihlenebilen yapı 19. yüzyıl sonlarında onarımını yaptıran kişinin adıyla anılmaktadır. Kuzeydeki basit bir kapıdan avluya girilir.

Şeyh Mahmud Türki (Şeyh Ali) Camii
Necmeddin Mahallesi’ndedir. 15. yüzyıl Artuklu yapısı olduğu sanılmaktadır. Dıştan basit bir ev görünümünde olan yapı minaresizdir; ancak kuzeydeki kalıntının minare kaidesi olduğu öne sürülmektedir.

Pamuk Camii
Medrese Mahallesi’nde, ana caddededir. Yapının altındaki depoda yağ küpleri bulunduğundan bir Bizans şapelinin üstüne yapıldığı sanılmaktadır. 11. yüzyıl kayıtlarında ise yapıyı Şeyh Mehmed Dinari adlı kişinin yaptırdığı yazılıdır. Yapının ana mekanı, ortada çapraz tonoz, yanlarda ise beşik tonozla örtülüdür.

Reyhaniye Camii
Çarşı içinde, Ulu Cami ile Şehidiybe Medresesi arasındadır. Yazıtlarının 19. yüzyıldan olmasına rağmen 1540 tarihli vakıf kayıtlarında adı geçmektedir. Reyhaniye Camii’nin 15. yüzyıl sonunda ya da 16. yüzyıl başlarında yapıldığı, 19. yüzyılda da onarıldığı tahmin edilmektedir. Ana mekan, yörede çokça rastlanan mihrap önü kubbeli yapıların gelişmiş bir örneğidir. Kare kaideli, sekizgen gövdeli minarenin şerefeden sonrası silindirik biçim alır ve sivri külahla son bulur.

Arap (Azap) Camii
Savur Kapısı’na giden yol üstündedir. Yapım tarihi bilinmemekte birlikte, 16. yüzyıl kayıtlarında adı geçen Azaplar Ağası Mescidinin bu yapı olduğu sanılmaktadır. Dikdörtgen planlı, beşik tonozlu caminin girişi batıdadır.

Zairi (Şeyh Muhammed Ezzerar) Camii
Necmeddin Mahallesi’nin güneyindedir. Giriş kapısı üstündeki yazıtta 17. yüzyıl sonunda yapıldığı yazılıdır. Avlunun güneyindeki kareye yakın planlı ana mekan Geç dönem ekleriyle geniş bir alanı kaplamıştır. Yapı minaresizdir.

Hacı Ömer (Halife) Camii
Diyarbakır Kapısı’na doğru, ana caddenin güneyindeki sokak içindedir. Mimari biçimi, yeni sıvanın altında kabartma olarak beliren 1724/1725’in yapım tarihi olabileceğini düşündürmektedir. Avlusu ve ekleri ile dikdörtgen bir alan kaplayan cami moloz taştandır. Ana mekan kuzeydeki basit bir kapı ile girilen, beşik tonozlu dikdörtgen planlı bölümdür.

Ulu Cami (Cami-i Kebir)
Mardin’deki camilerin en eskisidir. Altı paye üzerine oturan kubbe bütün mekana hâkimdir. Çapraz tonozlu revaklardan yalnız kuzeyde beş bölüm kalmış, diğerleri kaybolmuştur. Burada revaklar arasında küçük bir eyvan dikkati çeker. Minaresi, Artuklu Hükümdarı Kudbeddin İlgazi zamanında inşa edilmiştir (1176). Artuklu hükümdarlarından Melik Salih bir kısım malını bu camiye vakıf yapmıştır. Bunlar 38 dükkan, 1 hamam, Bab-ı Cedid civarında bir bahçe ve Mardin köylerinde birçok bağdan oluşur. Mardin’in en önemli ibadet merkezlerinden biri olan Ulu Cami, devasa yapısıyla tarihin ihtişamını günümüze taşımaktadır.

Abdüllatif (Latifiye) Camii
Cumhuriyet Alanı’nın güneyindedir. Taçkapı yazıtından 1371’de Artuklu sultanlarından ikisinin döneminde görev almış Abdüllatif’in yaptırdığı anlaşılmaktadır. Günümüzdeki minareyi 1845’te Musul Valisi Gürcü Mehmet Paşa yaptırmıştır. Caminin bulunduğu avluya, doğu ve batıdaki kapılardan girilir. Doğudaki taçkapı Mardin’deki kapıların en iyi korunmuş olanıdır. Caminin güneydeki avluya geçiş yerleri geç dönemlerde küçültülmüş ya da kapatılmıştır. Günümüzdeki yapıya doğudan açılan kapıdan girilmektedir. Minber ve mahfil, geç dönem Selçuklu ahşap işçiliğinin özgün örnekleridir.

Melik Mahmut Camii
Savur Kapı’da bulunmaktadır. Yatık bir dikdörtgen alanı kaplayan ve yanlardan dar sokakların ayrıldığı, taş işlemeli ana girişi küçük bir meydana açılmaktadır. Kitabesinden 1312-1362 yılları arasında Artuklu Hükümdarı Melik Salih tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Halk arasında bu camiye Melik Mahmut Camii adı verilmekte olup, bu adın Artuklu Hükümdarı Melik Mahmut’un burada bulunan kabrinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Şehidiye Camii ve Medresesi
Şehidiye Mahallesi’ndedir. Katip Ferdi, bu yapının Sultan Melik Nasruddin Artuk Aslan tarafından 1201-1239 yaptırılıp kendisinin de buraya gömüldüğünü bildirmektedir. Araştırmacılar, medreseyi genellikle 13. yüzyıl başına tarihlendirmektedir. Her iki durumda da medrese 13. yüzyılın ilk yarısında kurulmuş olmalıdır. 1916 yılında camiye bu gün ayakta duran minaresi ilave edilmiştir.

Kızıltepe Ulu Cami
Kızıltepe ilçe merkezinin kuzeybatısındadır. Mihrap üstündeki yazıttan 1204’te tamamlandığı anlaşılmaktadır. Yapı kesme taş ve tuğladandır. Avlu dikdörtgen planlıdır. Avlunun doğusunda ve batısında benzer mekanlar yer almaktadır. Dış duvarlardaki çıkıntılar temel izleridir. Cami, dikdörtgen planlı ve üç neflidir. Ana mekandaki zengin taş işlemeli mihrap nişi dikkat çekicidir.

Eminüddin Külliyesi
Kentin güneybatısında, Mesken Mahallesi’ndedir. Artuklu Sultanı Necmeddin İlgazi (1108-1112) ile kardeşi Eminüddin yaptırmıştır. Eminüddin’in başlatıp ölümünden sonra kardeşi Necmeddin İlgazi’nin tamamlattığı yapılar topluluğu cami, medrese, hamam, çeşme, bimaristan (hastane) yapılarından oluşmaktadır. Mimarı bilinmemektedir.

Şeyh Kasım Halveti Türbe ve Mescidi
Yeni Kapı Hamamı yakınında, evler arasındadır. 15. yüzyıldan sonra yapıldığı tahmin edilmektedir. Hazireli, namazgahlı küçük bir yapıdır. Son yıllarda onarılarak avlunun kuzeyine eyvan ve ekler yapılmıştır.

Zinciriye Medresesi
Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde yer almaktadır. 1385 yılında Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmıştır. “Sultan İsa Medresesi” adı ile de tanınır. Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa bir süre bu medresede hapsedilmiştir. Girişindeki taş işlemeler ve dilimli kubbeleriyle dikkat çeken medrese iki avlulu ve iki katlı olup, avluların dışında kalan mekanlar iyice yayılmıştır. Medresede Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe mevcuttur. Medrese aynı zamanda rasathane olarak kullanılması dolayısıyla yüksekte kurulmuştur. Bu yapı, geçmişte müze olarak da kullanılmıştır.

Sıttı Radviyye (Hatuniye) Medresesi
1177 yılında Kutubeddin İlgazi’nin annesi tarafından Sıtraziye Camii ile aynı tarihte inşa ettirilen Hatuniye Medresesi, iki eyvanlı ve revaklı avlulu, iki katlı bir yapıdır. Ana eyvanın yanında, içi rölyef bezemeli tromplu kubbesi ile türbe yer alır. Cami içinde Hz. Muhammed’e ait olduğu kabul edilen ayak izi mevcuttur. Lahitler bu yöredeki Artuklu eserlerinin en önemlilerinden biri olan bu medreseyi ayrıcalıklı bir konuma sokar.

Şah Sultan Hatun Medresesi
Akkoyunlu Hükümdarı Kasım Bin Cihangir’in yeğeni İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Medrese, Tekke Mahallesi’nde bulunmaktadır.

Melik Mansur Medresesi
Artuklu eseri olan bu yapı, Gül Mahallesi’nin kuzeydoğusundadır. İçinde lahitlerin bulunduğu bu medrese günümüzde mescit olarak kullanılmaktadır.

Altunboğa Medresesi
Yapı, merkez ilçede bulunmaktadır. 13. yüzyıl sonu ile 14. yüzyıl başında yapılan medresenin günümüzde çeşme olarak kullanılan bölümü sağlamdır.

Kasımiye Medresesi
Mardin kentinin güneybatısındaki tepelerin altında yer alan yapının inşasında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Yapının mimari tarzından, Artuklu devrinde yapımına başlandığı ve Akkoyunlular döneminde tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Plan özellikleri, taş işçiliği ve süsleme motifleri, devir özelliklerine uygun olmasa da, bu anıtsal yapının Mardin’deki Artuklu devrinin son eserlerinden birisi olduğunu söylemek mümkündür. İki teras üzerine iki katlı olarak inşa edilmiş medrese, cami ve türbe ile birlikte külliye şeklindedir.

Kayseriyye (Bezestan)
Ulu Cami’nin kuzeyinde, çarşı içindedir. Yapının büyük bir bölümü yıkılmıştır. Dıştaki dükkanların kimileri günümüzde de kullanılmaktadır. Yapının, Mardin Ulu Cami’nin vakfı olduğu ileri sürülmektedir. Kasım Padişah Medresesi vakfı arasında adının Kayseriyye olarak geçmesine dayanılarak 1487-1502 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır.

Revaklı Çarşı
Reyhaniye Camii’nin batısındadır. Tarihlendirilmesi yapılmayan Revaklı Çarşı, bir yolun iki yanında yer alan revaklar ile arkalarındaki beşik tonozlu dükkanlardan oluşmaktadır.

Radviyye Hamamı
Sitti Radviyye Medresesi’nin güneyindedir. Medresenin duvarına kazılı 1206 tarihli vakfiyede hamamın adı geçmektedir. Bu da hamamın 1206’dan önce yapıldığını yani 12. yüzyıl sonuna tarihlenebileceğini gösterir. Çok sık onarılan yapı, dikdörtgene yakın bir alanı kaplamaktadır.

Ulu Cami Hamamı
Ulu Cami’nin güneydoğusundadır. Artuklu Sultanı Melik Salih’in (1312-1363) Ulu Cami’ye vakıf olarak yaptırdığı hamam, 14.yüzyılın birinci yarısına tarihlenebilir.

Germ-i Ab Kaplıcası
Dargeçit ilçesi sınırları içerisindeki Germ-i Ab kaplıcası, şifalı suları ile yörenin en önemli termal merkezidir.
Zinnar Bağları ve Beyazsu dağ ve doğa yürüyüşü yapılabilecek yerlerdir.

Mağaralar
Doğadan sakınmak, korunabilmek dünyanın varlığından beri insanoğlu için hep gerekli olmuştur. Mardin, bu anlamda coğrafi özelliklerinin gerekleri doğrultusunda insanlar tarafından kaya kültürü ile paralel mağara kültürünü doğurmuştur. Mevcut bulunan mağaralar, içlerine girildikçe bizden öncekilerin sabrını, gücünü, sanat anlayışını görmemiz için imkân sunmaktadır. Mardin Gızzelin Mağarası (İplik Dokuma), Midyat Linveyri Şifa Mağarası, Mardin Şakolin ve Firiye, Midyat Kefilsannur, Midyat Şenköy Kefilmelep, Kefilmardin, Midyat Hapisnas, Midyat Tınat, Savur Kıllıt, Kızıltepe Hanika ve Salah, Nusaybin Hessinmeryem ve Sercahan, Mazıdağı Gümüşyuva ve Avrıhan, Derik Derinsu, Dırkıp, Haramiye Mağaraları Mardindeki mağaralardır.

Diğer
Beyazsu (Nusaybin-Midyat), Karasu (Nusaybin-Midyat), Bakırkırı (Merkez), Gurs şelaleleri (Kızıltepe-Yüceli), Zınnar Bahçeleri (Merkez), Savur Meyve Bahçeleri ve Yeşilli Vadisi kamp kurmaya elverişli alanlardır.

Mardin arkeolojik bakımdan zengin olduğu kadar tabii güzelliği bakımından da farklı bir cazibeye sahiptir. Farklı doğa yapısı yaban hayatını canlı kılacak tüm unsurları barındırır. Tilki, tavşan, keklik, karabatak, çulluk, yaban ördeği ilde yaşayan başlıca yaban hayvanlarıdır.

Mardin Müzesi

Manastırlar ve Kiliseler
Mor Behnam Kilisesi (Kırklar), Meryemana Kilisesi, Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Deyrulzafarân Manastırı, Deyrulumur Manastırı, Mor Yakup Manastırı, Meryemana Manastırı, Mor Dımet Manastırı.

EL SANATLARI

Telkâri
Telkâri, tel haline getirilmiş gümüşü veya altını tahta üzerinde açılmış oyuklara kakarak ve gömerek yapılan bir süsleme sanatıdır. Tel haline getirilen altın ve gümüş kanaviçe zarafetinde ilmek ilmek işlenerek süs ve ziynet eşyalarına dönüştürülür. Bu ince el sanatı Mardin ve Midyat ilçesine özgü olup, başka bir yerde görmek mümkün değildir.

Testicilik- Çömlekçilik
Testicilik ve çömlekçilik (bardak, çömlek, küp, saksı vb. ürünler) merkez ve Midyat ilçelerinde çok eski yıllardan beri devam eden sanat dallarıdır. Yörenin kırmızı toprağının küp yapımcılığına elverişli olması, söz konusu sanat dallarının bu ilçelerde gelişme göstermesinin en önemli nedenidir. Aynı zamanda testi ve küplerin evlerin kubbeli tavanlarında kullanılması, Mardin’e özgü bir mimari tarzının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Bakırcılık
Bakırcılık, şehrin özel dokusunda yer bulan ve kendi adıyla anılan çarşısında yüzyıllardan beri varlığını sürdürmekte olan bir sanattır. Yörede bir çok sofra takımı, çanak, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, kazan, ibrik ve su güğümü gibi mutfak eşyaları üretilmektedir.

Oyacılık- Basmacılık
Çok köklü bir geçmişe sahip olan iğne oyası, müstesna bir sanat dalıdır. Masa örtüleri, oda takımları, kırlentler, yazma çevreleri, mendiller ve benzeri aksesuarda motifle nen bu sanat dokusu, günümüzde de, yöre kadınları arasında önemini kaybetmeden devam ettirilmektedir.

Kök boya ile, el yapımı tahta kalıpları kullanmak suretiyle şekillenen basmacılık ise, daha çok nevresim, perde, masa örtüsü, bohça ve tablo gibi ürünlerin yapılmasında kullanılmaktadır.

MARDİNDE YAPMADAN DÖNME

Mardin Müzesi, Deyrulzaferan Manastırı ile Kasımpaşa Medresesini görmeden,
Badem şekeri, leblebi, ceviz sucuğu tatmadan,
Telkariden gümüş işleme almadan,
Kiraz Festivaline gitmeden
dönmeyin.

MARDİNE NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Terminale belediye otobüsleri ve minibüslerle ulaşmak mümkündür.
Demiryolu: İl topraklarına Şanlıurfa-Ceylanpınar’ dan giren demiryolu, sınırı izleyerek Suriye ve Irak’a ulaşır. Ayrıca Şenyurt kasabasından geçen bu yola Mardin 30 km. hatla bağlıdır.
Havayolu: Haftanın beş gününde (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cumartesi) Ankara aktarmalı İstanbul uçak seferleri yapılmaktadır.

 

MARDİN KONAKLAMA

Bölgede yeterli düzeyde otel, motel ve pansiyon bulunmaktadır.

Aranan Kelimeler:


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,